 |
|
|
|
Nisan ayında sinemalarda gösterime
giren 'Akıl Oyunları', Türkiye'de yeni bir akıma yol açtı.
Özellikle kitabının da yayınlanmasıyla birlikte oyun teorisi
meraklıları arttı. |
|
|
|
 |

turk.internet.com'un Notu : Oyun Teorisi ülkemiz açısından iyi bir
araç (tool) olabilir düşüncesi ile kısa bir süre sonra
www.OyunTeorisi.com sitesinde size daha çok bilgi ve uygulama imkanı
sunuyor olacağız. Not etmek istediğimiz diğer bir husus, halk arasında
zaman zaman Oyun Teorileri olarak yanlış kullanılmakta, doğrusu Oyun
Teorisi ya da Oyunlar Teorisi’dir. Röportajda terminolojiye uygun
kullanılmış ve yazılmıştır.
Bu röportaj, bahsettiğimiz siteye konulacak ilk yazılardan birisi olup,
amatör araştırmacı Julia Mandelbrot tarafından hazırlanmıştır. Julia
Mandelbrot, Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümünden Doç.Dr.Remzi Sanver
ile Oyun Teorisi hakkında görüştü.
Oyun Teorisi konusunda merakınız varsa ya da oluşacak siteye katkıda
bulunmak istiyorsanız
OyunTeorisi-subscribe@yahoogroups.com adresine boş bir mail
gönderiniz.
Russell Crowe'un oyunculuğu ile seyrettiğimiz Akıl Oyunları Amerika'lı
Matematikçi John Nash'in hayatını anlatıyordu. John Nash hayatının
çoğunu tedavi altında geçirmekle birlikte, oyun teorisi kanalıyla
ekonomi ve sayısız alana katkıda bulunmuş birisi olarak 1994 yılında, 66
yaşındayken Nobel aldı.
Remzi Bey, sizi tanıyabilir miyiz? Kendi çalışmalarınızı bize
anlatabilir
misiniz? Siz neden Oyun Teorisi’ne ilgi duydunuz?
Aslen Endüstri Mühendisiyim. İktisat'la akademik ilişkim yüksek lisans
eğitimim esansında başladı. Bu sırada, dünyada İktisat Kuramı'nın
gelişmesine çok önemli katkıları olmuş bir bilim insanıyla, Murat
Sertel'le, tanışmak ve talebesi olmak şansına eriştim. Oyun Teorisi'ne
ilgi duymam da bu vesileyle oldu. Doktora tezimi bu sahada yazdım. Halen
de Oyun Kuramı'nın İktisat ve Siyaset Bilimi'nin çeşitli sahalarındaki
uygulamaları üzerine çalışmaktayım.
Oyunlar Teorisi nedir, ne zaman ve nasıl doğdu?
Oyun(lar) Teorisi, akılcı davranan bireylerin kararlarıyla ortaya çıkan
sosyal sonuçları ele alan, matematik temelli bir disiplindir. Burada
"oyun" tabiri, kararlarını, kendisi için mümkün olacak en iyi sonucu
elde edecek biçimde alan bireylerin yani "oyuncular"ın varlığına atıfla
kullanılmaktadır. Ortaya çıkabilecek muhtemel toplumsal sonuçlar
oyuncuların bireysel kararlarının bir ürünüdür.
Ne var ki hiçbir oyuncu bu toplumsal sonucu tek başına belirleme gücüne
sahip değildir. O halde her oyuncu, kendi kararını, diğer oyuncuların
kararlarını gözönüne alarak stratejik olarak verecektir.
Burada oyuncuların bireyler olması da şart değildir. Belirli bir hedefe
yönelik olarak karar verme yetisine sahip herhangi bir birimi, mesela
bir firmayı, oyuncu olarak görmek mümkündür. Oyun Teorisi, her türlü
stratejik karar alma durumunun ortaya çıkaracağı sonuçları matematiksel
yöntemlerle inceler.
Oyun Teorisi insan aklının bir ürünü olduğuna göre, ne zaman ve nasıl
doğduğuna net bir cevap getirmek de mümkün değil. Bununla birlikte, bu
çerçevede bildiğimiz ilk akademik yayın, Augustin Cournot tarafından
1838
yılında kaleme alınan "Refah Kuramı'nın Matematiksel İlkelerinin
Araştırılması" başlıklı kitap.
Cournot, çalışmasının yedinci bölümünde üreticilerin rekabetini ele alır
ve aynı malı üreten firmaların üretim miktarlarını neye göre
belirleyecekleri sorusunu sorar. Cournot'ya göre, her firma kendi üretim
miktarını, karını en büyük kılacak biçimde tespit edecektir. Ne var ki
firmaların karları, sadece kendi ürettikleri miktara değil, malın piyasa
fiyatına da bağlıdır. Bu fiyat ise, sadece bir firmanın değil, bütün
firmaların toplam üretimleriyle oluşmaktadır. Burada tipik bir oyun söz
konusudur. Oyuncular firmalardır. Her firmanın vereceği karar kendi
üretim miktarıdır. Ne var ki firmanın karı, diğer firmaların üretim
miktarları belli olduktan ve böylece piyasa fiyatı belirlendikten sonra
ortaya çıkacaktır. Bir başka deyişle her firmanın karı, kendi ve diğer
firmaların üretim miktarına bağlıdır. O halde her firma, kendi
üretimini, diğer firmaların ürettikleri miktara bağlı yani stratejik
olarak belirleyecektir.
Cournot bu oyunun nasıl sonuçlanacağı, yani firmaların bu şartlar
altında kendi üretimlerini nasıl belirleyecekleri sorusuna bir cevap
önermiştir. Cournot'nun cevabı, bugün Oyun Teorisi literatüründe, belki
de biraz da kendisine haksızlık edilerek, Nash dengesi olarak bilinen
çözüm kavramıdır.
Daha sonra Zermelo, 1913 yılında, satrancın da dahil olduğu belirli bir
sınıfa ait oyunların çözümleri üzerine bir makale yayınlamıştır. Bu
makale, belki de, Oyun Teorisi'yle doğrudan ilişkili ilk teoremleri
içermektedir.
Keza 1920'lerde Emile Borel, 1930'larda Zeuthen bu sahaya katkıda
bulunan sonuçlar elde etmişlerdir. Bütün bu katkılara rağmen, John von
Neumann ve
Oscar Morgenstern tarafından 1944 yılında yayınlanan Oyunlar ve İktisadi
Davranış Kuramı başlıklı kitabı, Oyn Teorisi'nin ilk klasiği olarak
görmek mümkündür sanıyorum. Von Neumann ve Morgenstern bu
çalışmalarıyla, daha önceki sonuçları ortak bir çatı altında toplamış ve
Oyun Teorisi'nin bugün sahip olduğu perspektifi elde etmesi ve tutarlı
bir saha haline gelmesinde belki de en önemli rolü oynamışlardır. Oyun
Teorisi bugün, John Nash'in de dahil olduğu birçok biliminsanın
katkılarıyla halen gelişen bir saha olarak sosyal bilimlerin
hizmetindedir.
Ders olarak verilmeye ne zaman başlandı? Oyunlar Teorisi'nin gercek
hayatta kullanilabilecegine dair dusunceler nasil gelisti? Kullanım
alanlarını örnekler misiniz?
Sanırım 1950'lerde. En azından bu konudaki ilk ders kitabının
yazılmasının
bu yıllara denk geldiğini biliyorum.
"Oyun Teorisi'nin gerçek hayatta kullanılması" sorusunun yerinde
olmadığını düşünüyorum. Yani bazı insanlar bir araya gelip Oyun Teorisi
denen bir alet icat etmiş ve daha sonra bunu nerede kullanabiliriz diye
düşünmüş değiller ki. Tersine, etrafını akıllıca gözlemleyen birtakım
bilim insanları, sosyal sistemlerde stratejik ilişkilerin önemini
farketmiş ve karşılarına çıkan bu cins örnekleri sağlıklı bir genelleme
yoluna gitmişlerdir. Oyun Teorisi bu çabaların bir ürünüdür. Bir başka
deyişle, Oyun Teorisi gerçek hayattan doğmuştur.
Tabii bu durum, Oyun Teorisi'nin uygulamalarının ne olacağını sormamıza
mani değildir. Aslında bugün iktisattan, siyaset bilimine, biyolojiden
psikolojiye uzanan geniş bir yelpazede Oyun Teorisi önemli bir araçtır.
Bilhassa İktisat Kuramı'nı artık Oyun Teorisi'nden bağımsız düşünmek
mümkün değildir. Tüketici ve firma davranışıyla ilişkili her türlü
inceleme Oyun Teorisi vasıtasıyladır. Siyaset Bilimi'nde de seçmenlerin
oy verme davranışı, partilerin siyasi yelpazedeki konuşlanması gibi
temel birtakım soruları oyunlar halinde modellemek mümkündür ve
yapılmaktadır. Sözün özü Oyun Teorisi, günümüzde, sosyal sistemlerin
incelenmesi ve tasarlanmasında temel araçtır. Bu araç, sosyal
sistemlerin dışında da, mesela biyolojide kullanılmaktadır.
Türlerin evrimini, sanki bunlar stratejik davranıyormuşcasına incelemek
mümkündür. Özetle, bilinçli ya da bilinçsiz ama stratejik davranan
birimlerin oluşturduğu her türlü sistemin incelenmesi Oyun Teorisi'nin
uygulama sahasındadır.
Nash'in de çalıştığı Rand tam olarak ne yapıyordu? Benzeri özel ve
tüzel kurumlar var mı?
RAND, 1946 senesinde doğmuş, kar gayesi gütmeyen, araştırma ve analiz
yoluyla karar alma ve politika oluşturma üreçlerine katkıda bulunmayı
hedefleyen bir kuruluş ya da yaygın terminolojiyle bir "think tank"tir.
Zaten "RAND", İngilizce "araştırma ve geliştirme" manasına gelen
research
and development" ifadesinin kısaltılmışıdır. Her ne kadar RAND, Amerika
Birleşik Devletleri'nde devlet kurumları tarafından kurulduysa da bugün
sivil kuruluşlardan da destek alan ve onlarla ortak projeler yürüten bir
araştırma kuruluşudur.
Türkiye'de durum nedir? Özel ya da tüzel kurumlar bu konuda
teorisyenlerden çalışma ister mi, çalışmalar sadece ders düzeyinde mi?
Türkiye'de Oyun Teorisi üzerine çalışan ve dünya bilimsel
platformlarında
gözardı edilmeyen bir akademisyenler grubu var. Bunlar ülkemizin çeşitli
üniversitelerinde, genellikle İktisat ve Matematik bölümlerinde
çalışıyorlar. Şüphesiz ders de veriyorlar ama dünya bilimindeki
varlıklarını hocalıklarından çok literatüre yaptıkları katkılara
borçlular. Bu kişiler şüphesiz uygulamalı projelere katkıda
bulunabilecek birikime de sahipler. Ne var ki bildiğim kadarıyla
Türkiye'de bu birikime kayda değer bir talep yok.
Oysa ki dünyada Oyun Teorisi üzerine çalışan biliminsanlarından, açık
arttırmaların tasarlanmasından kirliliğin önlenmesine kadar birçok
konuda
entellektüel destek isteniyor.
Türkiye'deki durumu, Oyun Teorisi'nin kamuoyunun gündemine nispeten
gecikerek girmesiyle açıklamak mümkün olabilir.
Sizce Oyunlar Teorisi'nin kullanımı Türkiye'ye bir şey kazandırır mı?
Bu "matematiğin kullanımı Türkiye'ye birşey kazandırır mı?" gibi bir
soru.
Kaynak:
http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=5127
|